Friday, September 15, 2017

haşimato


tirod denen canavarın ne denli yaşam fonksiyonlarımız için önemli olduğunu anladığım,  hiçbir şey yaptırmayan yorgunluğu, sürekli depresif dolaşmanın azar azar beni benden nasıl çıkardığını deneyimlediğim iki yıl. Allah beterinden saklasın tabi.  abartılı bir gluten tüketimiyle birleşince bende sıkıntılar iyice fazlalaşmış. bir haftadır yeme düzenime dikkat edip zaten hayatımda olan sporu abartmadan, sadece  sabah ya da bir öğünde aldığım bir dilim ekmekli bir öğünle ellerimdeki, karnımdaki şişlikler inmiş pamuk gibi hissetmelerdeyim. insanın kendine şevkat göstermesi, kollaması, ona çorbalar pişirmesiymiş bir de iyi edebilecek şey bu hastalığı. devamında güllü su içiyoruz. bi işe yarar mı bilmem ama görüntüsü bile tamba tumba cumba.

Thursday, September 14, 2017

ağaçların yanı





fisheye filmi dün yıkattım.
 sonbaharın sonu, soğuk biraz.
kızım yedi aylık görünüyor çıkan fotoğrafta.
ben, ona şaştığım kadar kendime bakakalıyorum.
 o günlerin katıksız, sürekli kıpır kıpır neşesine bir daha hiç dönemedim.

konuşmak istemediğim, zar zor kendimi sakinleştirdiğim konular var. içine düşürüldüğüm bu zorunlu konuşmadan bir konuşma çıkartamam. zamanında halledilmemiş şeyler kadar halledilip der top edilip sarılmışların zamansız açılışı durduk yere gerginlik. normale dönmem diğer insanlar kadar kolay olmuyor.

evimizi de ağaçların yanına bi taşısak!

Wednesday, September 13, 2017

Maudie













''if you want to paint, just paint'' diyor Maud.  Filmi izlerken sık sık heyecanlanıyorum, sinirleniyorum, cesaret üstüne düşünüyorum daha çok.  Bir harabenin çiçek açısını izliyorum. F'ye dönüp 'ihtiyacımızdan fazlasına gücümüzü harcamayalım, boyamak için düşlerimiz yeter, bol zamanımız olsun' diyorum. Filmler hep iyi geliyor.

Saturday, September 9, 2017

kokulu yaz











Sinop
Temmuz- Ağustos'17

o gün kardeşimin doğum günüydü ve bizi arıların çiçeklerle dans ettiği tarlalardan geçen yollarla pis bir piknik alanına götürmüştü. biraz daha ilerleyip temiz bir yer bulmuş, kocaman kanatlarını açmış kızıl çamın altında donmuştuk. orman kocaman açılmıştı, dağ çileği artık son zamanlarındaydı, minik ormanında merhaba dediğimizde tüm şifasını bize verdi. tuhaf bir yıldı ama çok acelesi olsa da beklediğime değmiş bir yaz olmuştu. instagramı kapattım. dikkatimi dağıtacak her şeyi. gülmeye ihtiyacım vardı. kalbimin titrek titrek güldüğü. ciddiyetimi kabul edemiyordum artık, kabalığın iyiymiş gibi gösterildiği hiç bir yeri sevmiyordum, artık şikayetleri dinleyemiyordum. yakınlaştık. çok yakınlaştık kendimle. ne az şikayet vardı artık. o da bitti, şükre döndü. listeli bir yaşamdayım artık. bittikçe yapılacaklar, koşturmadan, çoğalıyorum gittikçe. bizi iyi edenlerimiz, kitaplarımız var olsun. müziğimiz hiç susmasın: dansımız kendimize özgü.

Monday, August 28, 2017

boz-kır









Bozkırda durmayı değil ilerlemeyi seviyorum. Bereketlenmek için tüm sabrın sonundaymış gibi hissettiriyor o kuru hava. İlerisi kar küresi.
Çankırı civarı
Temmuz'17

Sunday, August 27, 2017

babalar ve torunlar






Sinop
Temmuz'17

Bu yaz, içindeyken hayretler içinde kaldığım  sonrasında gülümsediğim olaylar.

Babam, doğurmadan önce ve sonra olarak iki bölüme  ayrılıyor. Torun deyip geçmemek lazımmış. Yavruşkayla birlikte sevgisi, coşkusu iki kart arttı fekat burda babamın zamanla yaşlı bir çocuğa döndüğünü unuttuğumda işler karıştı ama dokunmadım. Bir yerden sonra amaan ya, of.

Birbiriyle inatlaşan iki keçi.

Babacım, çocuğu zorlama. Baba, gerek yok gerçekten buna. Evet, düşebilir. Ağlayabilir de, evet. Babam çocuğu engeller, yapacağını yapamayan çocuk ağlar. Arkadan seslenir başka bir çocuk: ama baba dedim ben sana. Hiç söz dinlemiyorsun.

Alüüw ,babacım.yemeğe gelirken dodnurma alır mısın? 2 top gibi görünsün. 2 liralık değil, fazla geliyor. Sadece limonlu ve sütlü dondurma. Başka renk olmasın. Çocuğun kafası kadar dondurmayla gelir baba eve. Üstünde pembe renk ışıldamakta ve çocuk ağlamakta: ama ben sadece  limonlu ve sütlü severim. Babacım, ben ne dedim. Onu ben zaten kendim için almıştım diye kıvırır baba:)

Babacım, taşıyabilceği kadar su doldurursan fideleri sulamada yardım edebilir sana. Yorulmasın ben yapıyorum zaten deyip yine bir engel koyar ve tüm şişeleri yarıya kadar döken çocuk yine de sulayacağı ağaçları sular. Kime çekti bilmem deyip şişeleri yine sonuna kadar doldurur baba. Çocuk yine döker, sular. (annesine çekti :)

Senle ben birbirimizi anlamıyoruz dede. Biraz yalnız kalabilir miyim ?

Dede, düşündüm ve şimdi senle top oynayabiliriz.
Babacım yüksekten atma, tutamaz. Yapabilme duygusunu ver ona. Baba topu atar, top çatıda kalır. Çocuk küsmeyi öğrenir.

Siz ikiniz beni çok yoruyorsunuz. Arkadaşlığınıza karışmıyorum deyip ormana dağ çileği toplamaya  giderim ben de.

Thursday, August 24, 2017

fin


"... She mistrust what isn't sincere and open"
Masculin Feminin- Godard

Yaz geçiyordu böyle böyle.