Friday, October 6, 2017

Büyücü



Rodos
Ağustos'17
''...sen beğenilmek istiyorsun. Bense yalnızca var olmak. Bir gün bunun ne demek olduğunu anlarsın belki. V e gülümsersin. bana değil benimle birlikte''
Büyücü- John Fowles

etiket






mutlu olmak için ya da ne bileyim işte kendini kendine beğendirmek için başkasında kendini görmeye zorlama. gerek var mı? bunca apaçık yaşanan dünyada biriciklikten söz etmek mümkün mü? evet,bir miktar ve bu  anne ile çocuk arasında  olabilecek biriciklik. Gerisi Tanrının kopyasıyla evrenin ikizi halindeyiz.
Sevdiğin herneyse arkasında ol. Kim daha çok sevmiş, kim daha çok yaşamış,kim daha çok ifade edebilmiş, kim daha çokları belli olur. Gereksiz sidik, ağacı kurutur. Şunu sor bi: sen kendinden emin misin bakalım?

Wednesday, October 4, 2017

siyah beyaz köstebek ninnisi






''İçimde, zamanı geldiğinde sürgün verip ayrılacak yeni bir gezegenin oluşumunda rol oynuyormuşum gibi garip bir his var; sanki ben hayatın kız kardeşiymişim, her bir ağacın yakın akrabasıymışım gibi''
Mektupların Romanı- Mihail Şişkin

Yürüyemem, dedi. Yürürsün, dedim. Eve gideceğim, dedi. Öyleyse seni bırakayım eve, ben devam edeceğim, dedim. Senle olsam iyi olur, dedi. Yürümeye başladıkça  açıldık birbirimize. Kısa mesafede dağlar kadar, karlar kadar biriken özlemler. Huş ağaçlarının altında, meşe larvalarına dokunarak ileri geri. Bir daha öpeyim, dedi. Bir daha öpeyim, dedim. Bugün gerçekten çok özlemişiz birbirimizi, dedi. Özlemek, üşümek gibi sanki: soğuk gibi sanki, dedi. 
Sarılayım mı? Köstebek yuvasına meşepalamudu bıraktık. Haydi anne! bana söylediğin ninniyi ona da söyle.Akşam olmak üzere!
03.10.2017
Bilkent

Tuesday, October 3, 2017

''Yerküremdeki boşluklar artık cereyan yapıyor''*


''Saçların üzerimize dökülüp çadırımız oluyor'' 

Mektupların Romanı- Mihail Şişkin*

Friday, September 29, 2017

evdeydim ben ama!

geldik ama yoktunuz'cu domdom kargocuların insanı evdeyken bile 'acaba neredeydim ben yaa!' lara sürüklediği ikilemler. evdeydim ama ben. müşteri hizmetleriyle dertleştiğim ve tercih ettikleri kargonun nasıl da işe yaramadığını anlattığım, karşıdaki beyfendinin bu dertli müşteriyi tabi hamfendi, düzelecek hamfendi, hm hm larla sakinleştirmeye çalıştığı bir gün ve sonunda 'ben şimdi niye böyle konuştum ki ya!' diye gerinmelerim.

evdeydim ben ama. 

Wednesday, September 20, 2017

şıpır şıkır




 Ağustos' 17
Fethiye
havuza gidememiştik, kaydıraktan cump diye suya girememiştik ama şıpır şıkır üstümüzden geçen yağmuru izlemiştik. yine benim büyük konuşmalarımı yediğim sonra kendimi çocukça bir neşe içine cump diye o an'a attığım bir tatil olmuştu. hepsini, kendi küçük kalbi kocaman kızıma borçluydum.

çok sıcak. gece, uykuyu bile öteliyor. su, daha çok su: şıkır şakır şupur şıkır...

Friday, September 15, 2017

haşimato


tirod denen canavarın ne denli yaşam fonksiyonlarımız için önemli olduğunu anladığım,  hiçbir şey yaptırmayan yorgunluğu, sürekli depresif dolaşmanın azar azar beni benden nasıl çıkardığını deneyimlediğim iki yıl. Allah beterinden saklasın tabi.  abartılı bir gluten tüketimiyle birleşince bende sıkıntılar iyice fazlalaşmış. bir haftadır yeme düzenime dikkat edip zaten hayatımda olan sporu abartmadan, sadece  sabah ya da bir öğünde aldığım bir dilim ekmekli bir öğünle ellerimdeki, karnımdaki şişlikler inmiş pamuk gibi hissetmelerdeyim. insanın kendine şevkat göstermesi, kollaması, ona çorbalar pişirmesiymiş bir de iyi edebilecek şey bu hastalığı. devamında güllü su içiyoruz. bi işe yarar mı bilmem ama görüntüsü bile tamba tumba cumba.